Elinizde dâhice bir iş projesi olmasına rağmen, bunu hayata geçirecek parayı bulamıyorsunuz. Yani aklınız dolu ama cebiniz boş. Acilen bir sponsor bulmanız lazım. Ama nasıl?
"Kafamda çok çılgın bir proje var, eğer bir yerlerden para bulur da projeyi hayata geçirirsek, kısa zamanda zengin oluruz." Bu ve türevi cümlelere erkek muhabbetlerinde sıkça rastlanır. Sohbet derinleştikçe hayalî bir şirket kurulur, elemanlar alınır, ihalelere girilir ve de muazzam paralar kazanılır. Anlayacağınız herkesin kendince parlak bir fikri vardır; fakat çoğunun parası yoktur. Kimi zaman da akıllara zarar projeler üretilir. "Her farklı olan orijinal değildir" mantığını da işin içine katarak, "yaratıcı farklılık" demek lazım gelir belki de bu tip projelere; yani farklı, özel, özgün ve alışılmadık düşünceleri projelendirme biçimi. Fikriniz, planınız, projeniz var; ama paranız yok. Size destek olacak bir sponsor arıyorsunuz. Veya bir şirket, yaptığınız İşe sponsor olmak istiyor. Şirketler hangi kriterlere göre sponsorluk sözleşmesinin altına imza atıyor? Genelden özele, sponsorluk hakkında bilinmeyen veya dikkate alınmayan birçok noktayı kaleme aldık bu sayfalarda. Kapıları çalmadan önce bu yazıya bir göz atın. Belki hesaba katmadığınız bir şeyler vardır...
Sponsorlara giden yol
Son yıllarda şirketler, sponsorluk konusunda eskiye göre daha çok araştıran ve sorgulayan bir tavır sergiliyor. Değişen rekabet koşullarında, rakiplerinin arasından sıyrılarak marka bilinirliklerini artırmaları ve hedef kitleyle kurulan bağı daha da sağlamlaştırabilmelerl açısından bu tavır mantıklı görünüyor. Sponsor olunacak kişilerin veya kurumların, sponsor olacak markanın İmajına ne katacağı çok önemlidir. "X" bir marka sizi desteklemeden önce iş profilinizi iyi tarif etmenizi bekler. Yenilikçi fikirlere açık oldukları kadar, bu fikirlerin uygulanma biçimleri de onlar için önemlidir. Örnekleme yöntemiyle hareket edelim. Diyelim kl, elinizde çok ses getireceğine inandığınız bir film senaryosu var. Koltuğunuzun altına senaryoyu sıkıştırıp, kapı kapı dolaşmak size sadece zaman kaybettirir. Eğer film senaryosundan bir "ürün" olarak bahsedersek, bu ürünü daima İlgisini çekecek kişilere tanıtmalısınız, sunmalısınız. Şirketler, imajları açısından kültür-sanat ile ilgili işlere sıcak bakar. Burada atlamamanız gereken nokta, ürününüzün İçeriğinin kime nasıl hitap ettiğidir. Güçlü markalar, sponsor oldukları ürünlerden genelde maddi geri dönüşler beklemez. İsimlerini vermeleri, toplum tarafından pozitif algılanmaları ve billnilirliklerini artırmaları onlar İçin yeterli olacaktır. Doğru hamleler yaptığınız sürece, İstediğiniz desteği almakta zorlanmazsınız. Genel olarak beş alanda sponsorluk verilir: Spor, kültür-sanat, sosyal sorumluluk, çevre ve sağlık. Sosyal sorumluluk, halkla ilişkilerin en etkin uygulamasıdır. Bundan dolayı tüzel veya özel kişiler, sosyal sorumlulukla İlgili talepleri değerlendirmek ister. Bu tip sponsorluklar, kurumsal kimliğin güçlenmesine de katkı sağlar. Aklınızda bu içerikte bir proje varsa ve doğru şirketin kapısını çalarsanız geri çevrilmeniz söz konusu değildir.
Åžirketlerin sponsorluk stratejisi
Sponsorluk araştırmaları ve analizleri yapan IEG şirketine göre sponsorluk, son yıllarda pazarlamanın en hızlı büyüyen şekli. Sayısal verilere göre, 1990'larda dünya çapında 4,4 milyar dolar civarında bir sponsorluk harcaması yapılırken, 2000'lerln başında bu rakam 20 milyar dolara çıkmıştır. 2005 yılında ABD'de yapılan bir başka araştırmada, dünya genelinde reklam harcamalarına ayrılan payın azaldığı, buna karşın sponsorluk için ayrılan bütçelerde ciddi bir artış olduğu sonucuna varıldı. Bu ve benzen araştırmalardan çıkan en net sonuç; dijital yayıncılık, kablouydu yayınları ve internet gibi tüketicinin şirketlerle birebir etkileşimde olabildiği yeni mecraların, özellikle global markaları sponsorluğa yöneltmesidir. Doğru seçilen sponsorluk ve bunun markanın hedef kitlesiyle uyumu, geniş çaplı erişim ve tanınma imkânı sunar. Olimpiyat oyunlarının global ortağı olan Coca-Cola, 160'ı aşkın ülkede 50 milyon hissedara, hükümet liderine ve geniş kitlelere ulaşabilmektedir, şöyle düşünün, gerçekleştirilen bir etkinliğe; şirket logosunu yerleştirilme, medya planlama, özel etkinlik planlama, müşteri ilişkileri, ünlü bir kişinin davet edilmesi gibi doğrudan pazarlama tekniklerinin her evresi dâhil ediliyor. Bu yüzdendir ki, kurumlar veya şirketler, ürünlerinin medya aracılığıyla tanıtımını yapmaktansa, bir hikâyesi ve amacı olan etkinliklerle; yani sponsorluklarla bir marka portresi (imaj, bilinirlik, tüketici algısı vb.) çizmeyi yeğler. Bazı firmalar, sponsor olacakları işleri kendileri seçer. Örneğin, Levi Strauss & Co şirketi, sponsor olacağı tüzel veya özel kişileri kendisi belirler. Burada şirketin uyguladığı yöntem, hedef kitleye tamamen kendisinin belirlediği "enstrümanlarla" ulaşmaktır. İki tür sponsorluk anlayışı olduğunu vurgulamıştık. İlkinde şirketler direkt sponsor olur, ikincisinde kişiler veya kurumlar kendilerine sponsor arar. Özellikle İkincisinde gözden kaçırılmaması gereken önemli bir durum vardır. Bu da başvuruda bulunulan şirketlerin geçmişini İyi araştırmamaktır. Daha önce hangi konularda sponsor oldukları dikkatlice incelenmelidir. Sponsorluk, bir bakıma ortaklık olduğundan, yanlış veya verimsiz bir işbirliği her iki tarafın da imajını sarsabilir.
Hedefi 12den vurmak içinProjesine sponsor arayan bir kişi için nokta atışı yapmak çok önemlidir. Nokta atıştan kasıt, projeye en uygun sponsor adayını belirlemektir. Öncelikle projenizi kategorize edin. Bir disiplinle (kültür-sanat, spor, çevre, eğitim vb.) belirlenen proje, nereye başvuracağınız konusunda en büyük yardımcınız olacaktır. Sponsorluk görüşmeleri şirketlerin üst düzey yöneticileriyle yapılır. Bu yüzden, yazılı veya görsel olarak hazırladığınız proje sunumunuz; açık, net ve detaylı olmalıdır.
Hedefi ıskalamamak için diğer öneriler
Asla bitmemiş bir projeyle insanların karşısına çıkmayın. "Hoşunuza gittiyse, geri kalan kısmını da tamamlayacağım" demek, her şeyin başlamadan bittiği andır.
Karşınızdaki yönetici, geçmişte neler yaptığınızı da sorgulayacağından, özgeçmişinizi yanınızda bulundurun.
Amaç ne olursa olsun, maddi bir yatırım söz konusu olduğundan, şirketlerin öncelikli sorgulayacağı şeylerden birisi de medyanın bu işin ne kadar içinde olacağıdır. Genele hitap edecek bir organlzasyonsa, şansınız çok yüksektir. Bu yüzden medyayı mümkün olduğu kadar İşin içine katın.
Para konusunda net olun; yani neye ne kadar para harcayacağınızı ayrıntılı belirtin. Sonradan yol veya sigorta masrafı göstererek para talep etmeyin.
Projenizle ilgili alternatifler belirleyin. Görüşme esnasında yönetici birkaç detay üstünde çok durursa, hemen alternatiflerinizi sıralayın. Bu, sizin İşinize ne kadar hâkim olduğunuzu gösterir.
Görüşme öncesinde, şirketin markasıyla sizin projenizin ne kadar örtüştüğü üzerine bol bol beyin fırtınası yapın.
Görüşme esnasında sizden neler beklenir?
Şimdiye kadar; projenizin nasıl olması gerektiği, şirketlerin neleri gözettiği ve doğru adımlar hangisi gibi sorulara yanıt aradık. Biraz da sponsor arayan birisi olarak, sizin nasıl bir izlenim vermeniz gerektiğine değinelim:
Toplantı saatine uyun. Bu tip görüşmelerde bekleyen taraf her zaman siz olmalısınız. Baştan kaybetmemek İçin toplantıya asla geç kalmayın.
Konuşurken doğru kelimeleri seçin. Yoruma açık kelimeler seçmek aleyhinize olabilir.
Ses tonunuz ve konuyu anlatım biçiminiz önemlidir. Karşınızdakinin dikkatini üzerinizde tutmaya çalışın.
Sunumunuzu yaparken vücut dilinizi de kullanın. Cümlelerinizi destekleyici el kol hareketleri, inandırıcılık açısından faydalıdır.
Kıyafet seçiminizi İyi ayarlayın. Takım elbise her zaman İşe yaramayabilir. Çok resmî olmayan, rahat ve doğal kıyafetlerin tercih edildiği şirket ortamlarını da dikkate alın.






